00903122138435 info@tzd.org.tr

Tarımda Alarm Zilleri: Üretici Kazanamıyor, Tüketici Pahalıya Alıyor

Genel Başkanımız Sn. Hidayet MUSLU yapığı basın açıklamasında; “Doğal Kaynaklar Tükeniyor, Üretim Güvencesi Zayıflıyor
Tarımda Sürdürülebilirlik Tehlikede: Küçük İşletmeler Yok Oluyor Üretici Kazanamıyor, Tüketici Pahalıya Alıyor” dedi.
Tarımda Alarm Zillerinin çaldığını belirten MUSLU Doğal Kaynaklar Tükeniyor, Üretim Güvencesi Zayıflıyor, Küçük İşletmeler Yok Oluyor şeklinde açıklamalarına devam etti. Önümüzdeki süreçler için uyarılarını şu şekilde ekledi.
2026 Uyarısı: Tarımda Daha Zor Bir Yıl Kapıda
Doğal kaynakların hızla tükendiğini, üretim maliyetlerinin arttığını ve çiftçinin borç yükü altında ezildiğini belirterek tarımda sürdürülebilirliğin tehlikeye girdiğini söyledi. Muslu, gıda güvenliğinin ithalatla sağlanamayacağını vurguladı.
Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı Hidayet Muslu, Türkiye tarımının karşı karşıya olduğu yapısal sorunları kapsamlı biçimde değerlendirdi. İklim değişikliğinin üretimi düşürdüğünü, kırsal nüfusun azaldığını ve çiftçinin artan maliyetler nedeniyle üretimde zorlandığını belirten Muslu, tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda gıda güvenliği ve ulusal egemenlik meselesi olduğunu ifade etti. Mevcut politikalarla sektörün sürdürülebilirliğinin sağlanamayacağını dile getiren Muslu, planlı üretim ve küçük aile işletmelerinin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

“TARIM DİĞER SEKTÖRLERDEN FARKLI BİR ÜRETİM ALANIDIR”

Tarımın kendine özgü dinamikleri olduğuna dikkat çeken Muslu, “Tarım bir üretim sektörüdür ancak sanayi, hizmetler ve turizmden farklı olarak doğal kaynaklara ve emeğe çok daha bağımlıdır” dedi.
Üretim faktörlerinin doğru analiz edilmesi gerektiğini belirten Muslu, “Bir üretimin olabilmesi için doğal kaynakların, emeğin, sermayenin ve girişimciliğin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Tarımda özellikle doğal kaynaklar ve emek başat unsurdur” ifadelerini kullandı.

“TOPRAK, SU VE GÜNEŞ ARTIK KIYMETSİZLEŞTİRİLİYOR”

Tarımın temel dayanağı olan doğal kaynakların ciddi tehdit altında olduğunu vurgulayan Muslu, “Toprağın, suyun, ısının, ışığın, güneşin ülkemiz coğrafyasında ne kadar kıymetsiz bir noktaya düştüğünü görüyoruz” dedi.
Bu durumun maden ruhsatları ve çevresel etki değerlendirme süreçleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Muslu, “Bunu bir boyutuyla maden ruhsatlarıyla, bir boyutuyla ÇED süreçlerinin ortadan kaldırılmasıyla görüyoruz” diye konuştu.
İklim değişikliğinin de üretimi olumsuz etkilediğini ifade eden Muslu, “Anadolu coğrafyasında iklim değişikliği tarımsal üretimi ciddi biçimde etkiliyor. Erozyon, seller ve doğal afetler seralarda ve tarlalarda verimliliği düşürüyor” dedi.
Geçtiğimiz haftalarda yaşanan aşırı yağışları hatırlatan Muslu, “2025 yılında kuraklık yeraltı sularının çekilmesine neden oldu. Burdur ve Konya gibi illerimizde su ciddi biçimde azaldı. Bu da üretimi doğrudan etkiledi” ifadelerini kullandı.

“ÇİFTÇİNİN YAŞ ORTALAMASI 60’A DAYANDI”

Tarımda bir diğer temel sorunun kırsal nüfusun azalması olduğunu belirten Muslu, “Çiftçi yaş ortalaması 58-60’a yükselmiş durumda. Genç nüfus tarımı benimsemiyor” dedi.
Tarımın emek yoğun bir sektör olduğunu vurgulayan Muslu, “Sanayide emek sınırlı olabilir ama tarım emek yoğun bir sektördür. Özellikle meyvecilikte hasat makineyle yapılamaz; şeftaliyi, kirazı makineyle toplayamazsınız” diye konuştu.
Kırsal nüfusun yüzde 8-8,5’e düştüğünü hatırlatan Muslu, “Kırsal nüfusu yerinde tutamadığımızda büyükşehirlerin çevresinde yeni sosyal problemler ortaya çıkıyor” dedi.
Mevsimlik tarım işçiliğine de değinen Muslu, “Sosyal güvenlik, eğitim ve sağlık altyapısı açısından ciddi sorunlar var” ifadelerini kullandı.

“KÜÇÜK AİLE İŞLETMELERİ KORUNMALI”

Türkiye’de tarımın küçük aile işletmeleri üzerinden yürüdüğünü hatırlatan Muslu, “Miras hukuku ve kapitalist üretim ilişkileri küçük işletmeleri ortadan kaldırıyor” dedi.
Küçük işletmelerin korunmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Muslu, “Küçük tarım işletmelerinin hem korunması hem geliştirilmesi hem de doğru kooperatifçilik anlayışıyla desteklenmesi gerekir” diye konuştu.
Tarımda sermayenin verimsiz kullanıldığını da belirten Muslu, “Her küçük işletmenin ayrı ayrı traktör ve makine yatırımı yapması sermayenin verimsiz kullanımıdır. Ortak makine parklarına ihtiyaç var” dedi.

“TARIM DİĞER SEKTÖRLERLE REKABET EDEMİYOR”

Tarımın mevcut haliyle sanayi ve hizmetler sektörüyle rekabet edemediğini söyleyen Muslu, “Paranın dönüşüm hızı tarımda düşüktür. Üretimi yılda en fazla üç kez değerlendirebilirsiniz. Planlı üretim ve katma değeri yüksek ürünler olmadan bu sektörü ayakta tutamayız” dedi.

“GIDA EGEMENLİĞİ İTHALATLA SAĞLANAMAZ”

Gıda güvenliğinin ulusal egemenlik meselesi olduğunu vurgulayan Muslu, “İthalat üzerinden gıda güvenliği ve gıda egemenliği sağlanamaz” dedi. 1970’li yıllara atıfta bulunan Muslu, “Türkiye kendi kendine yeten yedi ülkeden biriydi. Bugün 7-8 kalem dışında pek çok ürünü ithal eder durumdayız” ifadelerini kullandı.

“BUĞDAY ÜRETİMİ 22 MİLYON TONDAN 15 MİLYON TONA DÜŞTÜ”

Hububat üretimindeki düşüşe dikkat çeken Muslu, “2025 yılında ülkemizin ihtiyacı 22 milyon ton civarındayken buğday üretimi 15 milyon tona düştü. Bunun temel nedeni kuraklık ve iklim değişikliğidir” dedi.
Pamuk ve ayçiçeğinde de üreticinin memnun olmadığını belirten Muslu, “Pamuk çiftçisi Ege’de ne olacağını tartışıyor. Trakya’da ayçiçeği üreticisi geçen yıl kuraklıktan beklediğini alamadı” dedi.

“HAYVAN İTHALATI ARTIK ET TEMELLİ”

Hayvan ithalatına ilişkin yönetmelik değişikliğini de eleştiren Muslu, “İthal hayvanların kabul komisyonundan zooteknisyenlerin çıkarılması, hayvanların büyük ölçüde et olarak piyasaya sunulacağını gösteriyor” dedi.
Zooteknisyenlerin ırk ve verimlilik açısından seçici rol oynadığını belirten Muslu, “Bu değişiklik ithal hayvancılığın et temelli bir amaç güttüğünü gösterir” ifadelerini kullandı.
Süt hayvancılığındaki maliyet artışına da dikkat çeken Muslu, “Süt inekleri kesime gidiyor. Bu da et ve süt piyasasında uzun vadeli sorun yaratacaktır” dedi.

“ÇİFTÇİ KREDİ BORCUNU ÖDEYEMİYOR”

Ekonomi politikalarının tarımı doğrudan etkilediğini belirten Muslu, “Vergi, faiz ve kredi politikaları çiftçiyi doğrudan etkiliyor. 2025 yılında çiftçilerin kredi dosyalarının önemli bir kısmı takibe düştü” dedi.
Kur artışının maliyetleri yükselttiğini vurgulayan Muslu, “Geçen yıl dolar 35 liraydı, bugün 43 lira. Gübre, mazot, ilaç, tohum hepsi dövize bağlı. Mazot geçen yıl 46 liraydı, bugün 58-59 lira” ifadelerini kullandı.

“ANTALYA’DAKİ 4 LİRALIK DOMATES İSTANBUL’DA 44 LİRA”

Üretici ile tüketici fiyatı arasındaki uçuruma da dikkat çeken Muslu, “Antalya’da 4 lira olan domates İstanbul’da 44 liraya satılıyor. Üretici kazanamıyor, tüketici pahalıya alıyor” dedi.

“2026 DAHA AĞIR OLABİLİR”

Önümüzdeki döneme ilişkin uyarıda bulunan Muslu, “2026’da iklim değişikliğinin etkileri sürerse maliyetler daha da artacak” dedi.
Özellikle sert çekirdekli meyvelerde fiyat artışı beklediğini belirten Muslu, “Meyvecilikte işçi bulma sorunu daha da büyüyecek. Çiftçinin yaş ortalaması yükselirken emek maliyeti de artacak” ifadelerini kullandı.
Muslu, sözlerini “Tarım sadece ekonomik bir sektör değil; ülkenin gıda güvencesi ve geleceğidir” diyerek tamamladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir